Arzu Başkan

Tarih: 29.08.2025 13:44

Kadının beyanı esastır: Adaletin kalbine dokunan bir ilke

Facebook Twitter Linked-in

Bugün sizlerle çok tartışılan, ama bir o kadar da toplumun vicdanını ilgilendiren bir konuyu ele almak istiyorum: “Kadının beyanı esastır” ilkesi.

Cinsel taciz, saldırı ve tecavüz olaylarında kadınların ve çocukların büyük çoğunluğu, yaşadıkları travmayı dile getiremiyor. Kimisi mesleğini kaybetme korkusuyla susuyor, kimisi toplum baskısından çekiniyor. Genç kızlar, ev hanımları, hatta çocuklar bile ifşa etmenin hayatlarına gölge düşüreceğini biliyor. Ekonomik sıkıntılar, feodal yapılar, sosyal baskılar… Tüm bunlar mağdurları sessizliğe mahkum ediliyor.

Hukukun evrensel ilkelerinden biri “masumiyet karinesi”dir. Yani bir kişi hakkında kesinleşmiş delil olmadan suçlu ilan edilemez. Bu doğru ve adil bir ilkedir. Ancak cinsel suçların yapısı gereği delil bulmak çoğu zaman mümkün olmuyor. 
İşte kadınların beyanlarının esas alınmaması, cinayetlerin ve istismarların önünü açıyor. Bu suçlar genellikle kapalı kapılar ardında işleniyor ve geriye mağdurun sözü kalıyor. İşte bu noktada “kadının beyanı esastır” ilkesi devreye giriyor. Çünkü o acıyı yaşayan, tehditleri hisseden, psikolojik yıkımı göğüsleyen kişidir mağdurun kendisi.

Ne yazık ki ülkemizde kadınların beyanları çoğu zaman göz ardı ediliyor. Sanıklar hafifletici sebeplerle ceza alıyor ya da hiç yargılanmadan kurtuluyor. Sonuç? Her geçen gün artan kadın cinayetleri, taciz ve istismar vakaları. Oysa bir kadının kararlı, tutarlı ve istikrarlı beyanı, tek başına başlı başına bir delildir. Bu ilke yalnızca kadınları değil, aynı zamanda erkek çocuklarını da korumalıdır. Çünkü istismarın mağduru sadece kadınlar değildir.

“Kadının beyanı esastır” ilkesi bir ayrıcalık değil, adaletin toplumsal gerçeklerle buluşmasıdır. İstismar ve şiddet olaylarının üzerinin örtülmesi, sadece mağduru değil tüm toplumu yaralar. Vicdanlı bir hukuk düzeni, mağdurun sesini duymalı ve bu beyanı yargılamanın merkezine koymalıdır. Deliller ortaya çıktığında ise hiçbir hafifletici sebep kabul edilmemelidir.

Daha güvenli, daha adil, daha mutlu bir toplum hayali… Kadınların ve çocukların tacize uğramadığı, erkeklerin de bu adaletsizliklerin karşısında durduğu bir Türkiye mümkündür. Yeter ki bizler susmayalım, adaleti savunalım ve vicdanlarımızı diri tutalım.

Sevgi ve umutla kalın.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —