İnsan en çok kendi ismini duymak istermiş…

Belçikalı bir Genel Müdür ile çalışmaya başladığım yıllarda yaklaşık 25 yıl olmuş sanırım.

Şirketteki ilk günümde “bana ismimle hitap et” demişti, sonrasında da yazışmalarda dahi Bengü… diye hitap ettiğini gördüm, ne başında sayın ne sonunda hanım yalnızca Bengü. Herkesin de birbirine sadece ismiyle hitap etmesi kurumsal davranış olarak benimsenmişti. Şimdi daha iyi anlıyorum insanlar hem birbirlerinin varlıklarına saygı duyuyor hem de kurumsal aidiyet kazanıyordu bu şekilde, bana kalırsa zaman da kazanıyorduk, ona ne diyeceğim, bunu nasıl çağıracağım gibi düşüncelerden uzak sadece isim, çok rahat ve saygın bir davranış biçimiydi. 

Şunu da söylemek gerekirse öyle birden bire Ahmet mailimi okudun mu? Diyemiyor insan, alışmamışız illa bir şeyler takacağız başına sonuna, en azından bir bey bir hanım çıkıveriyor ağzımızdan.

Geleneklerimizden gelen bu durum aslında kibarlıktan çok samimiyet ile ilgili bir konu.

Aşkım, canım, cicim, bir tanem, Anneciğim, halacığım, teyzoş, babişko, my darling ve hatta Aloo… diye seslenen bir toplum olmamızda da türlü türlü oyunlar var tabi ki…

Bu hitapların doğurduğu sonuçlar içten içe toplumumuzu çürütüp yaralıyor. Bireylerin öz değerini kaybettiriyor.

Günümüzde insana en iyi gelen şeyin kendisine ismi ile hitap edilmesi olduğu birçok araştırmada yer alıyor. 

Hele hele çocuklar söz konusu olduğunda kimlik gelişimini zayıflatan en büyük sebeplerden biri bu hitap şekli.

Kendi ismini yeterince duymayan çocuk ömrü boyunca ben kimim? Sorusunu beyninde kendine soruyor.

Sevgi, aşk gibi kavramları öğrenmeden anne, babası tarafından sürekli aşkım diye çağrılan bir çocuk da ileride sınırları bulanıklaştığından sevgili ile anne baba sevgisi arasında gerçek duygularına yer bulamaz hale geliyor.

İsim, bireyin kimlik çekirdeğidir. Psikolojik olarak bakıldığında ise çocuğun İsmini duyması, varlık hissini pekiştiren, seni görüyorum, duyuyorum, önemsiyorum” mesajını verir.

Özsaygı gelişimi için de çok önemli, çocuk, ismiyle çağrıldıkça bir birey olarak kabul gördüğünü hissediyor. Örneğin: “Ali, çok güzel topladın oyuncaklarını.” demek, “Canım, aferin” demekten çok çok daha geliştirici ve etkili.

Topluma sağlıklı insanlar katmanın ve bireylerin birbirine önem verdiğinin ilk adımı kanımca gözünün içine bakarak ismiyle hitap edebilmektir. Gerek siyasette, gerekse günlük hayatta lakapları bırakıp, gözünün içine baka baka ne istediğini veya ne istemediğini ismini söyleyerek kişiyle iletişim kurarak konuşmak kendine olan güvenden gelir ve açık iletişimin başlangıcı olur.


Bengü Tonyalı

14.11.2025 16:24:00


Susurluk’ta trafik kazası: 1 yaralı

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında ara karar açıklandı

Esnaf kavgasında 1 kişiyi öldüren, 2 kişiyi ağır yaralayan şüpheli tutuklandı

Zabıta’dan bayramlık tatlı denetimi

İzmir’de ters yönde ilerleyen sürücüye 10 bin lira ceza

Aliağa’da pompalı tüfekli kuyumcu soygunu girişimi

Ramazan Bayramı’nda trafik tedbirleri kapsamında 45 bin 694 personel görev yapacak

Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı

Kastamonu Üniversitesi’nde "18 Mart Çanakkale Zaferi" sergisi açıldı

Abartı egzoz ile dolaştı, 58 bin lira ceza yiyince, "Devlet yakalar" mesajı verdi

Telefon direğine çarpan otomobil takla attı: 5 yaralı

Otoyolda makas atınca 90 bin lira ceza yedi

Sivas’ta polis ekipleri sahte alkole geçit vermedi

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturması davasında tutuklu sanıklardan 3’üne tahliye

Bayram öncesi uyuşturucu operasyonu: 2 kişi tutuklandı

Bursa’da direğe çarpan otomobildeki, 2 kişi yaralandı

57. Alay Gelibolu’da tekrar kuruldu