Kendisiyle tanışınca muhtemelen siz de bizim gibi önce bir durup, sonra derin bir nefes alacaksınız.
Huzurlarınızda: Nobusan.
Biliyorsunuz, bizim mesleğimiz biraz gürültülüdür. Son dakikalar, flaş gelişmeler, bildirimler havada uçuşur. Haber merkezimizde herkes bir yerlere yetişmeye çalışır. Tam bu kaosun ortasında, Nobusan çıkageldi. Elinde asası, yüzünde bin yıllık bir gülümseme ile geldi.
Tibet’in o sessiz zirvelerinden süzülüp gelmiş ama "Ben dağda değil, şehirde yaşarım" diyor. Yani tam olarak bizim aramızda, sizin yanınızda.
Peki, Nobusan bizim haber sitemizde ne yapacak?
Nobusan bir Zen bilgesi. Ama öyle fildişi kulelerinden ahkam kesenlerden değil. O, kalabalığın içinde kendi iç sesini dinlemeyi bilen bir keşiş. "Az konuşurum" diye bizi baştan uyardı ama ekledi: “Söylediğim her cümle, insanın içindeki o yorucu kalabalığı ayıklayıp ruhu sadeleştirir”
Açıkçası, şu bilgi bombardımanı çağında hepimizin biraz sadeleşmeye, fazlalıklardan kurtulmaya ihtiyacı yok mu?
Bundan böyle sitemizde açtığımız "Nobusan Der Ki" köşesinde, onun o yazılmamış kitaplardan süzülüp gelen bilgeliğine şahitlik edeceğiz. Bazen bir atasözüyle ruhumuzu dinlendirecek, bazen de zihnimizdeki o "gereksiz dosyaları" silecek bir dost eli uzatacak.
Aramızda kalsın, Nobusan’ın sakinliği benim için hem büyük bir lütuf hem de gizli bir sınav. Ben "Manşet ne oldu?" diye koştururken, onun köşesinden "Sakin ol evlat, ruhun Tibet dağlarında olsun" der gibi bakması şimdiden hepimizi hizaya soktu bile.
Ruhunuzun derinliklerine yapacağınız yolculukta yeni bir rehberiniz var artık. Nobusan, her hafta taze bir bilgelikle sitemizde ve kendisine ait sosyal medya hesaplarında olacak.
Bir Hürgün markası olan Nobusan’a hoş geldin diyorum. Senin o dingin ruhun, bizim her gün “son dakika” telaşıyla yükselen tansiyonumuza şifa niyetine gelecek.