Bütüncül, tarihi-sosyolojik ve olgu merkezli bakış-4

Geçtiğimiz haftalarda i bütüncül, tarihi-soosyolojik ve olgu merkezli bakışı irdelediğim yazılarımda insanın hayatta kalma refleksiyle dünyayı, “doğal” olarak nasıl okumaya çalıştığını ve bu okumanın temel yapıları olan zaman ve mekan algısının kullanılan dilin yapısında nasıl yer bulduğunu sami dil grubu özelinde vurgulamıştım.

Sizin de farkettiğiniz gibi bir “usul”den söz etmeye çalışıyoruz. Dünyayı kavrama usulünden. Buna göre, dünyayı anlamlandırmak istiyorsak dünyaya bakışımız olguya veya eyleme odaklı olmalı diyoruz. Herhangi bir önyargı olmadan, olduğu gibi olayı ve eylemi ya da karşımızdakini ele almamız gerekirin altını çiziyoruz. 

Sonra bu olgunun bir süreç olduğunu bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. Bu nedenle şu anda önümüzde bulunan olguyu sadece ele aldığımız andaki durumuyla değil geçmiş birikimiyle ele almamız gerektiğini belirtiyoruz. Buna da tarihsel adını veriyoruz. 

Hiçbir olgu boşlukta gerçekleşmiyor. İçinde var olduğu çevrenin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Bu ortamı dikkate almadan olguyu tanımlanın mümkün olmadığını düşündüğümüz için olguları sosyolojik açıdan da ele almak gerekir diyoruz. Bunu da sosyolojik bakış olarak adlandırıyoruz. 

Yani olguları tarihsel sosyolojik bir bakış açısıyla ele almak gerektiğini vurguluyoruz. Ancak bütün olguların, başlangıç, gelişme, zirve, gerileme ve bitiş şeklinde de tanımlanabilecek bir yaşam döngüsüne tabi olduğunu unutmamak gerektiğinin de altını çiziyoruz.  Bu yaşam döngüsünün belirli bir süresi olmadığını da vurguluyoruz. 

Kuşkusuz, her olgunun kendi dinamiği var. Nitelik ve nicelikleri farklı olabilir. Yani kendisine özgü bir yapısı var. Bunu da göz ardı etmemek gerekir. 

Her olgunun içinde bulunduğu ortam da daha büyük bir ortamın parçası. Nihayetinde hepimiz kendi dünyalarımızda yaşarken daha büyük bir dünyanın parçası olarak yaşıyoruz. Bu bütünü de gözden kaçırmamak gerekiyor. 

Bütün bu yaklaşım biçimini geçtiğimiz yazılarımızda bütüncül, tarihi sosyolojik olgu merkezli yaklaşım olarak tanımlamıştık. Olgu merkezli, yapısal bütüncül okuma olarak da ifade etmek mümkün. 

Söylediğimiz gibi bu bir “usul”. Dünyayı açıklamaya veya anlamlandırmaya girişmeden önce takınmamız gereken tavır ya da atmamız gereken adım. 

Ancak, bu adımı atarken de dikkatli olmak gerekiyor. 

Çünkü biyolojik yapımızın dünyayı kavrama girişimimize, ya da okuma biçimimize müdahale edebileceği unutmamak gerek. Özellikle fazla enerji harcamamak eğilimimiz ve acelecilik nedeniyle kolaya kaçabileceğimizi, hemen sonuca gitmek isteyebileceğimizi göz ardı etmemek gerek. Bu da aslında usulün bir parçası. Hem de çok önemli bir parçası.


Baki Alkaçar

30.12.2025 09:01:00


Van’da 78 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Lüleburgaz’da dere yatağında ceset bulundu

Termal drone destekli denetimde 2 kaçak avcı yakalandı

Ramazan ayında su tüketimi ve sakin yeme uyarısı

UNESCO kenti Safranbolu’da Ramazan asırlık camilerde yaşanacak

Uluslararası Çocuk Tiyatrosu ödülü Merkezefendi’nin oldu

Erzincan’da maden kazası davasının 6’ıncı duruşması başladı

Bilecik’te 300 adet gümrük kaçağı sigara ele geçirildi

Tekirdağ’da ormanda kurt ve iki karaca görüntülendi

Niğde’de uyuşturucu operasyonu: 3 tutuklama

Niğde’de kaçak tütün operasyonu: 2 şüpheli yakalandı

Suç örgütü davasında Aziz İhsan Aktaş’ın oğlu savunma yaptı

Arnavutköy’de kardeş kavgası cinayetle bitti

IBAN’ını veren yanar: Savcılıktan üniversitelilere net uyarı

Devrilen triportörde annesi yaralanan çocuk gözyaşlarını tutamadı

Güroymak’ta feci kaza: 3 ölü, 5 ağır yaralı

Artvin’de taksi durağında çıkan yangın paniğe neden oldu