Acem kılıcının iki yüzü ve kırık parmağın sancısı

Türkçemizde Farsçadan süzülüp gelen yüzlerce kelimenin ötesinde, gündelik hayatımızın diline ve düşünce yapımıza sirayet etmiş pek çok İran (Acem) kökenli deyim de vardır.

Bunlar arasında en ilginç ve belki de en stratejik olanı hiç kuşkusuz; "Acem kılıcı gibi iki tarafı da kesmek" tabiridir. Bu ifade, kullanıldığı yere göre ya ustaca yürütülen bir denge siyasetini övmek ya da ne tarafta duracağı belli olmayan ikircikli bir tavrı yermek için tercih edilir. Ancak bugün, Ortadoğu’nun toz duman içindeki coğrafyasında bu kadim metafor, ne salt bir övgü ne de basit bir yergi; Türkiye’nin dış politika satrancındaki o bıçak sırtı zorunluluğunu tarif ediyor.

ABD ve İran arasındaki gerilim, artık sadece bir "soğuk savaş" değil; ucu her an her yere dokunabilecek keskin bir kılıca dönüştü. Bir tarafta stratejik ortağımız ABD, diğer tarafta yüzyıllardır sınır komşumuz olan İran... Türkiye bugün, işte o Acem kılıcının tam keskin ağzında duruyor.

Kılıcın bir yüzü Washington’a bakıyor; müttefikinden net bir saf tutmasını bekliyor. Diğer yüzü ise Tahran’a dönük; orada ise enerji bağından sınır güvenliğine kadar uzanan devasa bir reelpolitik gerçeklik duruyor.

Tam bu noktada, İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin "Kirazın Tadı" filmindeki o meşhur sahneyi hatırlamak gerek. Filmde Azeri bilge Bagheri, hayata küsen başkaraktere bir Türk fıkrası anlatarak seslenir:

"Adamın biri doktora gitmiş; 'Doktor,' demiş, 'vücudumun neresine dokunsam ağrıyor. Dizime dokunuyorum ağrıyor, karnıma dokunuyorum ağrıyor, başıma dokunuyorum ağrıyor.' Doktor adamı muayene etmiş ve cevabı yapıştırmış: 'Senin vücudun sağlam evlat, senin parmağın kırık!'"

Bugün Ortadoğu’da yaşanan kriz de biraz bu fıkradaki gibidir. Bölgedeki her aktör, sorunun dışarıda, karşı kıyıda veya komşuda olduğunu sanıyor. Oysa asıl mesele, dünyaya bakırken kullanılan o "parmağın", yani perspektifin kırık olmasıdır. Washington ve Tahran, birbirlerine hep o kırık parmakla dokunuyor; dokundukları her yer bu yüzden sızlıyor.

Türkiye için bu süreçte "iki tarafı da kesmek", bir tarafsızlık lüksü değil, bir hayatta kalma refleksidir. Ankara, bir yandan Batı ile olan kurumsal bağlarını korumak, diğer yandan Doğu’daki komşusuyla kanalları açık tutmak zorunda. Çünkü biz biliyoruz ki; kılıç savrulduğunda çıkan kıvılcım ilk bizim saçlarımızı yakıyor.

Ancak unutmamak gerekir ki, Acem kılıcı gibi iki taraflı kesen bir siyaset izlemek, üzerinde yürünmesi en zor iptir. Bir tarafı keserken kendi elini kanatmamak, yüksek bir diplomatik maharet gerektirir.

Sonuç olarak; Türkiye bu krizde sadece bir "arabulucu" değil, aynı zamanda bölgenin sağduyulu aynası olmak durumundadır. Zira Ortadoğu’da dengeler, sadece kılıç sallayanlar tarafından değil, Bagheri’nin fıkrasındaki gibi; o "kırık parmağı" iyileştirip aynadaki tozu silebilen sabırlı akıllar tarafından inşa edilecektir.

 


Engin Demir

2.02.2026 13:21:00


Elazığ’da 15’inci kattan kendini boşluğa bırakan genç hayatını kaybetti

Şırnak’ta asayiş, narkotik ve kaçakçılık operasyonunda 5 tutuklama

Şanlıurfa’da istinat duvarı yıkılan binanın yanındaki apartman da boşaltıldı

Yaşlı adamın öldürüldüğü hırsızlık olayında 4 tutuklama

Aile ziyareti dönüşünde kazada ölen anne ve kızı yan yana defnedildi

Vali Kızılkaya: "Bir önceki yılın ocak ayına kıyasla asayiş olaylarında yüzde 14 oranında azalma sağlanmıştır"

Savrulan tır dorsesi faciaya sebep oluyordu

Alkollü sürücünün hayattan kopardığı genç son yolculuğuna uğurlandı

İzmir’de ocak yağışları 88 yılın ortalamasına fark attı

Çatıdan düşen kar kütlesi araca zarar verdi

Bolu’da Seyyid Ümmi Kemal Türbesi’ne Sakal-ı Şerif bağışlandı

Aşık Mahzuni Şerif, Atakum’da anılacak

Antalya’da 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazada acı Adli Tıp Kurumu önüne taşındı

İstanbul’da okul çevrelerinde denetim

Konya’da dağdan kopan kaya parçası evin damına düştü

İnegöl’de cinayetin yeni görüntüleri ortaya çıktı

Sarıkamış’ta düşerek ayağını kıran kadının imdadına JAK ekipleri yetişti