MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin 2026 yılındaki ilk grup toplantısında konuştu.
Özellikle ABD’nin Maduro’ya yönelik operasyonuna değinen Bahçeli, yaşananları haydutluk olarak nitelendirdi.
Suriye konusunda da sert tondan mesaj veren MHP Lideri Bahçeli, SDG’ye seslenerek, “Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı tesis edilmelidir” dedi.
Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
“Yeni yüzyılın zorlu etaplarını birer birer geçerek; geçmişin çağrısını geleceğin çehresiyle birleştirmek, ecdadımızın hükmünü evlatlarımızın haysiyet ve hürriyetiyle örtüştürmek müşterek gaye olarak önümüzdedir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu gayenin her yönüyle şuurundadır. Hedefimiz, süper güç Türkiye'yi inşa etmektir.
Terörsüz Türkiye hedefi
Terörsüz Türkiye adım adım gerçekleşiyor. Rehavete kapılmayacağız, fırsat vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle biliniz ki başaramayacağımız hiçbir şey yoktur, yapamayacağımız hiçbir şey yoktur. Süper Güç Türkiye’nin engellenmesi diye bir şey söz konusu olamayacaktır. İşte Milliyetçi Hareket Partisi, bu anlayış ve ahlâkî mizan kapsamında; şevkle, özveriyle, özgüvenle ve öz disiplin içinde çalışıp sahadaki siyasî ve psikolojik üstünlüğünü korumaktadır.
Maduro’nun alıkonulması
Maduro'ya karşı yapılan saldırı hukuk dışıdır. Seçimle gelenin seçimle gitmesi demokrasi normudur. Maduro'ya ve eşine yapılanları lanetliyorum Bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu zorbalık hiçbir ülkenin hakkı hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. ABD'nin yaptığı haydutluktur, korsanlıktır, hukuk dışı bir eylemdir. Tarihte olmamış bir insan kaçırma vakası yaşandı. Maduro'nun uzaklaştırma girişimi tanıdıktır.
15 Temmuz’a işaret etti
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun, ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’da yapmış olduğu askerî müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir.
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle; bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Venezuela'da yaşanan olayla 15 Temmuz'daki olay aynı mahsuldür. Biri uyumamış direnmiş, diğeri uyumuş yenilmiştir.
“Petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi”
Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle ifade edersek; kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle söylemeliyim ki; at hırsızlığıyla enerji ve değerli maden hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur. Trump'ın yeni hedefleri Meksika, Küba, Kolombiya'dır... Konu ne narkoterör konusu ne de devlettir. Çok daha ötesindedir. Trump'ın akli melekeleri buharlaşmıştır. Venezuela'yı biz yöneteceğiz demesi, enerji alanlarına çökme girişimini deşifre etmiştir. ABD'nin asıl amacı altın başta olmak üzere değerli madenlerdir.
“Şimdi anlaşıldı mı Terörsüz Türkiye hedefimiz”
Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı birliği, dirliği, kardeşliği ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız? Şimdi anlaşıldı mı? “Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olamaz” dedik ve beyanımızdaki samimiyetle saf tuttuk.
SDG’ye sert uyarı
SDG uzlaşmadan kaçmak için mazeret üretmemeli. Suriye'de İsrail planları bozulacaktır. Suriye'de üniter yapı korunmalıdır. Suriye’de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına muvafık gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG ve YPG’nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması, akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret üretildiğini getirmektedir. Bu yanlıştır; istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır.
“Ya mutabakatla ya da zorla”
SDG-YPG, Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiilî hâkimiyet kurmuştur. Bu bölge, yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG ve YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi; bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin, PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü vermesi, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla; Suriye’nin üniter yapısı ile siyasî ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmelidir. Bilhassa Arap aşiretleri, Şam yönetiminin ön şartsız yanında durmalıdır.
Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu Siyonist şımarıklığın, DAEŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli çok ama çok ağır olacaktır.