Sevgili okuyucu,
Takvim 2025’i kapattığında, geriye sadece sonuç listeleri kalmadı. Dağ yollarında bırakılan nefesler, rüzgârı yaran kaçışlar, son kilometrede bozulan hayaller ve tam da orada, bir virajın içinde yazılan zaferler kaldı. 2025, bisikletin yalnızca bir spor olmadığını; bir karakter, bir sabır ve bazen de bir yalnızlık işi olduğunu tekrar hatırlattı bize.
Bu yıl peloton, alıştığımız hızın ötesinde bir gerilim taşıdı. Artık kimse “hazırlık yılı” demiyordu. Her yarış, bir sonraki büyük hesaplaşmanın fragmanı gibiydi. Giro’da sabır kazandı, Tour’da milimlik farklar konuştu, Vuelta’da ise cesaretin yaşı olmadığını bir kez daha gördük. Pedallar döndükçe, hikâyeler ağırlaştı.
2025’in en büyük özelliği belki de şuydu: Kimse saklanamadı. Dağlar dürüsttü, zamana karşılar acımasızdı, klasikler ise karakteri olanı seçti. Birçok isim için bu yıl “gelecek vaat etmek” değil, “orada olmak” yılıydı.
Ve tam bu noktada, yılın son düzlüğünde şunu fark ettik sevgili okuyucu: Aslında hiçbir şey bitmemişti.
2026’ya Bakarken: Takvim Değişti, Yol Aynı
Takvimler 2026’yı gösterdiğinde, bisiklet dünyası yeni bir sayfa açmadı; sadece bir öncekinin altını çizdi. Çünkü bizi bekleyen yarışlar, sadece büyük organizasyonlar değil, yeni soruların da sahnesi olacaktı.
Giro d’Italia, yine sezonun vicdanı olacaktı. Pembe mayo, yalnızca güçlü olanı değil, sabırlı olanı seçecekti. 2025’te parlayan genç isimler artık saklanamayacak, “gelecek yıl” bahanesi bu kez kabul görmeyecekti.
Tour de France ise her zamanki gibi vitrindi. Ama 2026’da o vitrin daha da sert ışıklar altındaydı. Nesil çatışması netleşmiş, zamana karşı ile dağ dengesi yeniden tartışmaya açılmıştı. Dauphiné ve Tour de Suisse artık sadece hazırlık değil, doğrudan mesaj yarışları hâline gelmişti.
Ve elbette Vuelta a España… Her zaman olduğu gibi sürprizlerin, yeniden doğuşların ve “Tour’da olmadı ama burada olur” diyenlerin yarışı. 2026 Vuelta’sı, sezonun yorgun bedenlerinde cesaretin son kez sınandığı yer olacaktı.
Bir de klasikler vardı. Milano–Sanremo’da sabır, Flandre’da güç, Roubaix’de kader, Liège’de ise akıl kazanacaktı. 2026’da bu yarışlar sadece bir gün değil, kariyer belirleyen anlar sunacaktı.
Hazırlık Yarışları: Asıl Hikâye Oralarda Başladı
Sevgili okuyucu, artık biliyoruz ki büyük turlar kazanılmaz; hazırlanılır.
Critérium du Dauphiné’de verilen ilk mesajlar, Tour’un aynasıydı. Tirreno–Adriatico, baharın gerçekten kimler için erken geldiğini gösterdi. Paris–Nice, adının aksine kimseye kolay davranmadı.
2026’ya girerken bisiklet dünyası şunu net biçimde öğrenmişti: Hazır olmayan, hikâyeye dâhil olamıyordu. Artık sadece güçlü olmak yetmiyor, doğru zamanda güçlü olmak gerekiyordu.
Ve Biz…
Biz yine yol kenarındaydık sevgili okuyucu.
Bazen bir inişte nefesimizi tuttuk, bazen bir tırmanışta pedalı hissettik. Çünkü bisikleti sevmek, yalnızca kazananı alkışlamak değildir; kaybedenin neden kaybettiğini anlamaya çalışmaktır.
2025 bitti ama pedallar durmadı.
2026 geldi ve beraberinde yeni sorular getirdi.
Kim gerçekten hazır?
Kim bekliyor?
Kim risk alacak?
Cevapları yine yollarda bulacağız.
Takvim değişti, hikâye bitmedi.
2026’da da birlikteyiz.